Oyun Anılarım 19: Hediyelerin oyunu Diablo 3. Bir de unutulan kargonun (Güncelleme)

15 Mayıs 2012′de tüm dünyada satışa sunulan ve kısa sürede milyonlar satan Diablo 3, ellerime öyle bir geldi ki, asla unutamayacağım guzellikteydi bu. Hem, Diablo 3 ile alakalı başka güzel şeyler de olmuştu.

Diablo 3′ün çıkış tarihi duyurulmadan önce, Blizzard’tan sevgili Giray Özil ile güzel bir röportaj yapmıştım Merlin’in Kazanı sitesi için. Ardından bir de ufak ricam olmuştu kendisinden. Diablo 3 çıktığında nasılsa alacaktım, onu bulmak kolaydı, ancak Diablo takımının imzalayacağı bir posteri bulmam çok çok zordu. Evet, isteğim buydu. Söz veremem, ancak denerim demişti. Çünkü Diablo 3 ekibinde değildi, World of Warcraft ekibinde görev alıyordu.

Ben bu güzel haberle sanal oyunlardaki gerçek yaşantımı sürdürürken, 25 Şubat tarihinde Diablo 3 için çıkış tahmininde bulundum ve 15 Mayıs’ı yazdım Twitter sayfama. O sıralar Diablo 3′ün çıkışı için çok tahminler vardı. Bu da benim tahminimdi. Hem sezilerim, hem de beklentim diyelim. İki hafta sonrasında, Blizzard’tan açıklama gelmiş ve benim yazdığım tarih doğrulanmıştı. Hep yabancı piyasa analistlerini mı dinleyecektik, biraz da kendi fikirlerimizi beyan edelim, değil mi?

Poster olayından sonra, tarihi bilme olayı da bende Diablo 3 sevgisini artırmıştı doğrusu. Artık geriye daha bir heyecanla beklemek düşüyordu.

Ve 14 Mayıs tarihi gelip çattığında, Merlin ekibinden arkadaşlarımla Taksim’deki gece satış etkinliğinde yerimizi almıştık. Türkiye’de ilk kez bir oyun için bu denli büyük organizasyon yapılıyordu belki de. Oyunu merak edenler ve bu kalabalığın ne olduğunu merak ederek etraftan geçenler…

Saat 24′ü geride bıraktığında, merakla beklenen satışlar başlamış ve koleksiyonluk versiyonu kısa sürede tükenmişti. Bizim ekibin tamamı koleksiyonluk versiyon almıştı. Ben normal versiyonu almayı düşünüyordum, ancak son anda vazgeçerek oyun almadan ayrılmıştım geceden. Boş ayrılmadım tabii.  İthalatçı firmadan hediye aldığım basın kiti, t-shirt ve Diablo 3 posterleri, benim için geceyi karlı kapattığım anlamını taşıyordu.

Ertesi gün ise, herkes Diablo oynuyor ve ben oynayamıyor olmaktan yakınırken, sevgili Murat Oktay tarafından hediye edilen Diablo 3 koduyla büyük mutluluk yaşamıştım.

Diablo 3 ile ilgili hediyeler bir bir geliyordu ve bu da oyunu daha özelleştiriyordu gözümde. Peki sahi, poster işi ne olmuştu? Tekrar Giray bey ile konuştuğumda, elinde poster olmadıgını ve istersem oyun imzalatabileceğini söylüyordu. Bu da harikaydı. Hemen oyunu alıp, bir an evvel adresine göndermeliydim. Ancak elinde zaten oyun olduğunu söylüyordu. Bir süre sonra da elimdeydi imzalı Diablo 3.

Öğlen yemeği için işe ara vermiştik ofiste. Ben de tavuk döner ekmek almak için dışarı çıkacaktım. Tam apartmandan çıkıyordum ki, sol tarafta ufak bir paket gördüm. Ben hatırlıyordum bu paket çeşidini, yabancı posta servislerinin paketlerindendi bu. “Acaba!!!” demiştim birkaç saniyeliğine kendi kendime ve üzerinde yazanlara bakmadan yanıma alıp, çıkmıştım dışarıya. Artık kendimi nasıl emin hissettiysem, onun benim için gelen imzalı Diablo 3 olduğunu düşünüyordum. Nitekim, heyecanla ofise gittiğimde ve kutuya baktığımda da doğru hissettiğimi görmüştüm. Elimdeydi, müthişti, harikaydı ve doğum günüme yakın bir tarihte elimde olduğu için de benim için gerçekten kıymetliydi. Hala da öyle, ölene kadar da benimle…

Murat ağabeyden oyun hediyesi gelmişti. Giray ağabeyden imzalı özel kutu gelmişti. Gece satış etkinliğinden poster ve t-shirt hediyeleri var bir de. Şöyle bir baktım da, daha önce hiçbir oyunda böyle hediye zinciri oluşmamıştı benim için. Bunu daha da genişletebilirdim o halde. Hediye alan kişi sadece ben değil, arkadaşlarım da olmalıydı.

Hızlıca, kısa kısa gidelim şimdi: İmzalı Diablo 3 kutumdaki oyun kodunu, sevgili Hasan ağabeye hediye ettim. Aldığım posterlerden birini doğum günü hediyesi olarak WoodooBabe’e, diğerini de Ican’a yollamıştım. Bir tanesi şu an oda duvarında asılı da, diğer poster nerede, ondan emin değilim. Bir de Diablo 3 t-shirt’ü vardı gece satış etkinliğinden kalan. Onu da Marion’a vermiştim. Ha bir de kutunun içinden çıkan redeem kodları vardı, artık onları da kimler aldıysa, dağıttım gitti.

Kısacası Diablo 3, tam anlamıyla “Hediyeler Oyunu” oldu benim için. Hem oynarken, hem hediye alıp verirken, hem de hakkında bahsederken mutlu olduğum, üzerine 4 kere bitirdiğim ve beşinci kez bitirmek için uğraştığım bir oyun. 10 yıl sonra Diablo 4′ün çıkışında da yapalım.

Minik ekleme: Sanırım sadece mutluluk veren ve hediyelerin oyunu olmamış Diablo 3 benim için. Bir ay öncesinde yola çıkan ve akibetinden haberim olmayan sevgili Diablo 3 posterim, şu an benim elimde. Evet, o kadar uzak yola gitti, oralarda bekledi ve gereken ilgiyi göremeyince geri döndü. Onu almam için karanlık kargo deposunda günlerce bekledi. Biraz daha geciksem tamamen ayrılacaktık onla. Oysa amaç da farklıydı, yaşanması gereken duygular da. Olmadı, n’palım.

One Response to Oyun Anılarım 19: Hediyelerin oyunu Diablo 3. Bir de unutulan kargonun (Güncelleme)

  1. Abi keşke benim sadece imzasız bi Diablo alıcak param olsaydı :) ama gerçekten senin için mükemmel olmuş. :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>